Bir kambiyo senedi türü ve güvenilir bir ödeme vasıtası olan çek, gerek ülkemiz gerekse dünya genelinde yaygın kullanım alanına sahiptir. Para borçları bakımından hukuken bir bankaya yazılmış soyut bir havale niteliğindeki çek, ekonomik açıdan ise bir ödeme aracıdır. Tedavülünün kolay olması, piyasaların beklediği sürat ve kolaylığı sağlaması nedeniyle çek, zaman içinde ticari hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir.

Buna karşın ülkemizde çek uygulaması, bir türlü istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Aslında çek ödeme aracıdır ve TTK. m.795/1’e göre çek görüldüğünde ödenir. Her ne kadar çek bir ödeme aracı olsa da uygulamada diğer kambiyo senetleri gibi bir kredi aracı haline dönüştürülmüştür. Bilhassa ülkemizde ileri düzenleme tarihli çeklerin yaygınlaşması ve vadeli çekleri hukuken geçerli sayan idari ve hukuki düzenlemeler neticesinde oluşturulan fiili durum, aslında çeke ilişkin yaşanılan sorunların temel nedenini teşkil etmektedir. Güvenilir bir kambiyo senedi olmasına karşın, çekin karşılıksız çıkması problemi de geçmişten günümüze ticari yaşamı ve hukuki düzenlemeleri meşgul eden kökleşmiş bir mesele haline gelmiştir. Çekte karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçunun oluşması için birtakım şartların bir arada olması gerekir.

  1. Hukuken Geçerli Bir Çekin Varlığı Şarttır.

TTK m. 780’de sayılan unsurlardan çek kelimesi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale, muhatabın ticaret unvanı, düzenlenme tarihi, düzenleyenin imzası, banka tarafından verilen seri numarası ve karekod çekte bulunması gereken mutlak zorunlu unsurlardır. Sayılan unsurların bir veya birkaçının eksikliği halinde senet, çek olarak nitelendirilemeyecektir.

  • Çek Kelimesi

Bir senedin çek niteliğinde olabilmesi için senet metninde “çek” kelimesini içermesi gerekir.

  • Belirli Bir Bedelin Kayıtsız Şartsız Ödenmesi Konusunda Havale

Bir senet belirli bir bedelin ödenmesi için kayıtsız ve şartsız bir havaleyi içerdiği takdirde çek niteliğini kazanabilir.

  • Muhatabın Ticaret Unvanı

Geçerli bir çekin varlığı için bulunması gereken mutlak zorunlu unsurlardan birisi de muhatabın ticaret unvanıdır. Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatabın ancak bir banka olabileceği düzenlenmiştir (TTK m. 782/1).

  • Düzenlenme Tarihi

Çekin mutlak zorunlu unsurlarından birisi de düzenlenme tarihidir.

  • Düzenleyenin İmzası

Bir çekin kanunen geçerli bir çek niteliğinde olabilmesi için düzenleyenin imzasını içermesi gerekir (TTK m. 780/1-f).

  • Karekod

Bir çekin geçerli bir çek olabilmesi için içermesi gereken mutlak zorunlu unsurlardan biri de karekoddur (TTK m. 780/1-h). Karekod unsuru TTK’nın 780. maddesine 6728 sayılı Kanun ile eklenmiştir.

  • Çekin İbraz Süresi İçinde Muhatap Bankaya İbraz Edilmesi Gerekmektedir.

TTK’nın 796/1. maddesine göre; bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün, başka bir yerde ödenecekse bir ay içerisinde ibraz edilecektir. TTK’nın 796/2. maddesi uyarınca çekin, ödeneceği yer ile düzenleme yeri farklı ülkeler ise bunların aynı kıtada olup olmamalarına göre süre değişmektedir. Aynı kıtada ise bir ay içinde, farklı kıtada ise üç ay içerisinde çek, muhatap bankaya ibraz edilmelidir. Akdeniz’e sahili bulunan ülkelerin düzenleme ve ödeme yerlerinin aynı kıta gibi sayılacağı da TTK 796/2. maddede ayrıca belirtilmiştir. TTK’nın 796/3. maddesinde ise bu sürelerin tespitinde, çek üzerinde düzenleme ve ödeme yeri olarak gösterilen yerlerin esas alınması gerektiği açıkça düzenlenmiştir.

TTK’nın 796. maddesi çerçevesinde ibraz süreleri keşide günü olarak belirtilen tarihin ertesi gününden itibaren başlar. Buna bağlı olarak ileri tarihli çekler için ibraz süresi de haliyle fiilen gerçekte keşide edildiği tarihten değil, çek üzerinde yazılı bulunan tarihten itibaren başlatılacaktır. Dolayısıyla ileri tarihli çekler üzerindeki keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilirse, bu çekler hakkında karşılıksız çek işlemi yapılamayacaktır.

İbraz süresi hukuken zaman aşımı süresi niteliğinde olmayıp hak düşürücü süredir. Dolayısıyla bu süreler geçirilmiş ise yargı mercilerince, bu durum re’sen dikkate alınacak ve çekin kanuni sürede ibraz edilmediği her zaman ileri sürülebilecektir.

İbraz süresi ile ilgili bir başka husus da TTK’nın 799. maddesine göre ibraz süresi geçtikten sonra, şayet keşideci cayma hakkını kullanmamış ise muhatap banka süresi geçmiş olsa da çekin ibrazı halinde bu bedeli ödeyebilir. Ancak çekin karşılığı bulunmuyor ise artık banka “karşılıksızdır” işlemi yapamayacaktır. İbraz süresi geçmiş bir çek için muhatabın “karşılıksızdır” işlemini yapmış olması, düzenleyene muhatap bankaya karşı maddi manevi tazminat talebi ile dava açma hakkı sağlayacaktır.

İbraz süresi geçirilmiş bir çekin ciro edilmesi, TTK’nın 793. maddesine göre yapılan işlemi, artık bir ciro olarak değil alacağın temlikine dönüştürecektir. Süresinde ibraz edilmemiş çek, kambiyo senedi vasfını kaybedecek ve adi havale haline gelerek temel ilişkiyi ispata yönelik delil başlangıcı sayılabilecektir.

  • Yetkili Hamil Tarafından Muhatap Bankaya İbraz Edilmelidir. Aksi Halde Çekin Karşılıksız İşlemi Gerçekleştirilemez.

Çekin ibrazı, çek hesabının bulunduğu şubeye veya muhatap bankanın herhangi bir şubesine ya da takas odasına yapılır (TTK. m.796, 789, ÇekK. m. 3/1). Hamil çeki, süresi içerisinde ibraz ettiğini yazılı senetle ispat etmek zorundadır. İspat yolları da TTK. m. 808’de sayılmıştır. İbraz süresi geçtikten sonra ibraz edilen çeklerin muhatap bankada karşılığı olmasa bile cezai yaptırımı yoktur.

İbraz edildiğinde çekte yazılı olan miktarın kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması halinde banka görevlisinin çek suretinin arka yüzüne karşılıksızdır işlemi yapması gereklidir. ÇekK.’nun 3. maddesine göre “karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.

Muhatap banka çalışanı, çek üzerinde varsa ciro silsilesini ve meşru hamil görünen kişi ile ibraz edenin aynı kişi olup olmadığını kimlik kontrolüyle inceleyip araştırmak zorundadır. Ciro silsilesinin bozuk olması durumunda veya çekin meşru hamil tarafından muhatap bankaya ibraz edilmemiş olması halinde “karşılıksızdır” işlemi yapılamaz. Buna rağmen bir şekilde “karşılıksızdır” işlemi yapılmış olsa dahi, hakkında “karşılıksızdır” işlemi yapılan çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilemeyecektir.

  • Karşılığı Tahsil Edilemeyen Bir Çekin, Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu Oluşturması İçin Hesapta Karşılığı Bulunmadığı İçin Ödenememesi Ve Bu Ödenememesinin Tespiti De Gerekmektedir.

Çekin tahsili için muhataba süresinde başvuran hamil, hesapta hiç karşılık bulunmaması halinde, bankanın yükümlü olduğu tutarın kendisine ödenmesini Kabul edebileceği gibi isterse bu tutarı kabul de etmeyebilir. Her iki durumda da çek yaprağının ön ve arka yüzü fotokopi çekilerek çekin aslı imza karşılığı hamile teslim edilir. Karşılıksız kalan kısım kadar da karşılıksızdır işlemi yapılır.

Hamilin talepte bulunması üzerine muhatap banka ibraz edilen çekle ilgili olarak hamile “karşılıksızdır” işleminin yapılmasını isteyip istemediğini sormalıdır. Hamil “karşılıksızdır” işleminin yapılmamasını ve sadece ibraz tarihinin yazılmasını talep edebilir. Ancak hamil, ibrazdan vazgeçerek çeke ibraz tarihini yazdırmadan da çekini geri alabilir. Hamil tüzel kişilik adına başvurmuşsa bu durum da ayrıca belirtilir. Çek Kanununun 3. maddenin 4. fıkrası uyarınca banka tarafından yükümlü olunan ve ödenen tutar mahsup edildikten sonra kalan kısım açıkça belirtilerek sadece bu kısım için karşılıksızdır işlemi yapılır. Hamil bu işlemi imzalamalıdır. Hamil imzalamak istemez ise karşılıksız işlemi yapılmayacaktır.

Suçla Korunan Hukuki Yarar

Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu ile korunan hukuki yarar çeke duyulan güven ve hamilin malvarlığıdır.

Suçun Faili

Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi yani çek hesabı sahibidir (ÇekK m. 5/2).

Hesap sahibi, gerçek veya tüzel kişi olabilir. TCK m. 20/2 hükmü uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağından hesap sahibi tüzel kişilerin karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunu işlemeleri mümkün değildir. Hesap sahibinin tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olduğundan bu kişiler söz konusu suçun faili olabilirler (ÇekK m. 5/2).

Tüzel kişiler dilerlerse çek düzenleme yetkisi ile çekin karşılığını banka hesabında bulundurma sorumluluğunu ayrı ayrı kişilere verebilirler. Bu durumda tüzel kişi adına çeki düzenleyen tüzel kişi yetkilisi değil, çekin karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan yönetim organı üyesi suçun faili olur. Tüzel kişilerde karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun işlenmesi halinde cezai sorumluluğu olacak kişi, tüzel kişinin yönetim ile ilgili yapmış olduğu görev tanımlamasına göre tespit edilecektir. Görev tanımlamasında fatura, kıymetli evrak vb. ödemelerden kimin sorumlu olduğu belirlenmiş ise çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurma yükümlülüğü belirlenmiş olan o kişiye ait olacak, yükümlülüğünü yerine getirmeyerek çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren söz konusu kişi suçun faili olacaktır. Sorumluluk ile ilgili özel bir belirleme yapılmamışsa çek ile ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi halinde yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerin tamamının cezai sorumluluğu söz konusu olacaktır (ÇekK m. 5/2).

Tüzel kişiler adına ileri tarihli çek düzenlendiği hallerde çekin düzenlendiği tarihte karşılığı ilgili hesapta bulundurmakla yükümlü olan kişi, çekin üzerinde bulunan düzenlenme tarihine göre ibraz edildiği tarihte tüzel kişinin yetkilisi olmayabilir. Örneğin bu kişi ölmüş olabilir veya görevinden ayrılmış olabilir. İleri düzenlenme tarihli çeklerde ibraz tarihinde karşılığı tüzel kişi adına ilgili hesapta bulundurmakla yükümlü olan kişi kimse o kişi karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili olacaktır. Böyle bir kişi belirlenmemişse tüzel kişinin yönetim organını oluşturan gerçek kişilerin tamamı suçtan dolayı sorumlu olacaktır (ÇekK m. 5/2)

Hesap sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez (ÇekK m. 5/3). Yasağa rağmen hesap sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemesi için birini yetkilendirirse bu kişinin düzenlediği çek geçerlidir. Fakat bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir (ÇekK m. 5/3).

Çekin hesap sahibinin yetkili temsilcisi olmayan bir kişi tarafından hesap sahibinin temsilcisi sıfatıyla düzenlendiği hallerde TTK m. 818/1-c hükmünün poliçe hükümlerine yaptığı atıf dolayısıyla bu çekten yetkisiz temsilci bizzat sorumlu olacaktır (TTK m. 678). Fakat çeki düzenleyen ve çekten dolayı sorumlu olan yetkisiz temsilci hesap sahibi olmadığı için karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili olmayacak; aynı zamanda hesap sahibi kişi, kendisinin yetkili temsilcisi olmayan bir kişi tarafından düzenlenen çekten sorumlu olmayacağı için söz konusu suçtan dolayı hesap sahibine de cezai sorumluluk yüklenemeyecektir. Bu durumda ancak şartları varsa yetkisiz temsilci dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılabilecektir.

Teşebbüs

Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu teşebbüse elverişli bir suç olarak tanımlanamaz.

İştirak

Gerçek kişi hesap sahibinin kendisi adına çek düzenlemesi için birini yetkilendirdiği hallerde düzenlenen çek geçerlidir; fakat bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir (ÇekK m. 5/3). Kanun koyucu gerçek kişiler adına temsilci tarafından düzenlenen çekten doğacak cezai sorumluluğu; açıkça temsil olunan hesap sahibine yüklediği için gerçek kişi adına temsilci sıfatı ile çek düzenleyen kişiler, söz konusu suçtan iştirak hükümleri çerçevesinde sorumlu olmayacaklardır.

İçtima

Türk Ceza Kanunu’nun zincirleme suça ilişkin hükümleri uyarınca bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla defa işlenmesi halinde bir cezaya hükmedilecek ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktır (TCK m. 43/1). Fakat kanun koyucu Çek Kanunu’na getirdiği hükümle genel düzenlemeden ayrılmış, failin bir suç işleme kararının icrası kapsamında hareket etmesi ve aynı mağdura karşı birden fazla çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermiş olması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasını ve her bir çekle ilgili olarak ayrı cezaya hükmedilmesini öngörmüştür.

Çekin karşılığını ibrazında banka hesabında bulundurmayarak çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi, bu fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verir ise bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacaktır (TCK m. 44).

Karşılıksız Çek Düzenlenmesinin Yaptırımları

5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6728 sayılı Kanun ile değiştirilen 5. maddesi hükmü uyarınca çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suç olarak düzenlenmiştir. Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunu işleyenler adli para cezası, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ve çek yapraklarının iadesi yaptırımları ile karşı karşıya kalacaklardır.

  1. Adli Para Cezası

Üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmedilecektir (ÇekK m. 5/1). Hükmedilecek adli para cezası karşılıksız kalan çek bedelinden az olamaz (ÇekK m. 5/1).

Adli para cezasının bir gün karşılığı en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olabilir (TCK m. 52/2). Hakim, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hallerini göz önünde bulundurarak adli para cezasının bir gün karşılığının miktarını takdir edecektir. Adli para cezası belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanır (TCK m. 52/1). Hesaplanan adli para cezasının miktarı çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az ise ÇekK m. 5/1 uyarınca hükmedilecek adli para cezası karşılıksız kalan çek bedelinden az olamayacağından hesaplanan adli para cezasının miktarı, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarına tamamlanacaktır.

Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleştiği tarihten itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere süre verebilir. Hakim cezanın, taksit süresi iki yılı geçmemek ve taksit miktarı dörtten az olmamak üzere belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir (TCK m. 52/4).

Hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un m. 106/3 hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının kararı ile bu cezanın ödenmeyen kısmına karşılık gelen gün miktarı, doğrudan hapis cezasına çevrilir. (ÇekK m. 5/11)

Bahsi geçen hapis cezası tazyik hapsi niteliğindedir. Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilirler (CGTİHK gm. 1). Bu kapsamda söz konusu suç Çek Kanunu’nda düzenlendiğinden adli para cezası hapis cezasına çevrilirken cezanın bir gün karşılığı yüz Türk Lirası sayılarak hesaplama yapılacaktır. Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır (CGTİHK m. 106/8).

Adli para cezası yerine çektirilen hapis cezasının süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli para cezasına mahkum olunması halinde hapis cezasının süresi beş yılı geçemez (CGTİHK m. 106/7). Bu hüküm uyarınca çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermesi sonucu adli para cezası ile cezalandırılan hesap sahiplerinin cezaları para cezasını ödememeleri halinde en fazla üç yıla kadar, birden fazla çek için karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermeleri halinde ise en fazla beş yıla kadar hapis cezasına çevrilecektir.

  • Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı

Üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında ilgili mahkeme, hamilin şikâyeti üzerine adli para cezasının yanında ayrıca güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder (ÇekK m. 5/1).

Mahkeme bu yasağın zaten bulunuyor olması halinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında mahkeme koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına resen karar verir (ÇekK m. 5/1). İster güvenlik ister koruma tedbiri olarak verilmiş olsun çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı her bir çekle ilgili olarak ayrı ayrı verilir ve kararda bu kararın hangi çekle ilgili olarak verildiği açıkça gösterilir.

  • Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağının Uygulanacağı Kişiler

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin yanı sıra, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin tümü hakkında uygulanır (ÇK. md. 5/1). Bu yasağın kendilerine tebliğinden itibaren artık o kişiler çek düzenlemeyecekleri gibi, hiçbir banka tarafından da kendilerine çek hesabı açılabilmesi mümkün değildir.

Çek hesabı sahibinin birden fazla kişi olduğu durumlarda da adli para cezası ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı hepsi hakkında uygulanmalıdır. Bu yasakların karşılıksız çekin lehtarı, cirantaları ve varsa avalistleri hakkında uygulanması ise Çek Kanunu’nun söz konusu 5/1. fıkrasının lafzı karşısında mümkün değildir.

Dikkat edilecek olursa, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının uygulanacağı kişiler, adli para cezasından sorumlu olanlara nazaran daha geniş tutulmuştur. Çek Kanunu’nun 5/2. ve 3. fıkraları çerçevesinde karşılıksız çek nedeniyle adli para cezasından sorumlu olanlar, çek hesabı sahibinin gerçek kişi olduğu durumlarda o gerçek kişi ya da kişiler, çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde ise bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerdir.

  • Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı Kararının Sonuçları

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesi üzerine, ilgili herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunmamışsa çek hesabı açarken bildirmiş olduğu adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yetkili icra mahkemesi tarafından derhal tebligat gönderilir (ÇekK m. 5/5 c. 1). Adresin bankaya yanlış bildirilmesi ya da fiilen terk edilmiş olması hallerinde tebligat yapılmış sayılır (ÇekK m. 5/5 c. 2)

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla MERSİS ile Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir. Hakkında çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından bankalara bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Risk Merkezi tarafından belirlenir (ÇekK m. 5/8).

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder (ÇekK m. 5/2).

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının tebliğinden itibaren artık hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler çek düzenleyemezler ve ÇekK m. 5/6 hükmü uyarınca hiçbir banka tarafından da kendilerine çek hesabı açılmaması gerekir.

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişi, bir tüzel kişinin yönetim organında görev yapıyorsa veya tacirin ticaret siciline tescil edilen yetkilisi olduğu durumlarda da o tüzel kişiye çek defteri verilmez (ÇK. md. 2/4).

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi için çek hesabı açan banka görevlisi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır (ÇekK m. 7/7)

Çek alacaklıları, Çek Kanunu’nda 6728 sayılı Kanun’la yapılan değişikle çekte bulunması zorunlu olan unsurlardan biri haline gelen karekod ile çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığını ve yasağın bulunması halinde yasağa ilişkin kararın verildiği tarihi öğrenebileceklerdir (TTK m. 780/2-l). Karekod uygulaması sayesinde çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığını öğrenme imkânı bulunan çek alacaklılarının, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağını bilmeme veya bilebilecek durumda olmama hali ortadan kalkmış durumdadır.

  • Çek Yapraklarının İadesi

Kanun koyucu, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişileri ellerindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlü tutmuştur (ÇekK m. 5/6). Hakkında yasak kararı verilen kişiler sadece muhatap bankaya ait çek yapraklarını değil, varsa muhatap banka dışındaki bankalardan alınan çek yapraklarını da iade etmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülük de ancak çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi sonucunda şikâyet hakkının kullanılmasıyla ortaya çıkmaktadır. Şikâyet hakkı kullanılıp, yargılama sonucunda karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun işlendiği sabit olmadığı sürece çek yapraklarını iade etme yükümlülüğü doğmayacaktır.

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişiler kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş oldukları henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çeklerin düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da belirttikleri listeyi muhatap bankaya vermek zorundadırlar (ÇekK m. 5/7). Bu düzenleme ile kanun koyucu, hakkında yasak kararı verilen kişilerin ileri tarihli olarak düzenlendikleri ve ellerinde olmadığı için muhatap bankaya ÇekK m. 5/6 hükmü uyarınca teslim edemedikleri çekler nedeniyle sorumluluklarının doğmaması için kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde muhatap bankaya ileri tarihli olarak düzenledikleri bu çekler ile ilgili bilgileri de vermelerini istemiştir.

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişilerin ellerindeki çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmemeleri yahut ileri tarihli olarak düzenlendikleri ve ellerinde bulunmayan çeklerle ilgili bilgileri vermemeleri durumunda kanunda herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir. Fakat bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ileri düzenleme tarihli çeklerin yasak kararı verilmesinden sonra düzenlendiği yönünde bir izlenim ortaya çıkaracaktır. Bunun sonucunda yükümlülükleri yerine getirmeyen kişi, ÇekK m. 7/6’da düzenlenen “Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü uyarınca cezai yaptırım tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

Karşılıksız Çek Nedeniyle Açılacak Davalarda Yargılama

Hamil dilekçe veya sözlü beyanı ile icra mahkemesine şikâyette bulunmadığı sürece çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçuna ilişkin kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırımlar icra mahkemesi tarafından resen uygulanamaz.

Hamilin şikâyet hakkını fiili öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanması gerekir (ÇekK m. 5/1 hükmü atfıyla İİK m. 347). Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu banka görevlisi tarafından karşılıksızdır işlemi yapılması ile cezalandırılabilir hale geldiğinden ve karşılıksızdır işlemi ÇekK m. 3/4 hükmü uyarınca hamilin talebi üzerine, imzası da alınarak yapıldığından; çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme fiilinin öğrenildiği tarih ile fiilin işlendiği tarih aynı olup, karşılıksızdır işleminin yapıldığı tarihtir.

Hamilin şikâyet hakkını belirtilen süre içerisinde kullanması gerekir aksi takdirde şikâyet hakkı ortadan kalkar. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan sürelerin sözleşme ile uzatılması mümkün değildir. İcra mahkemesi şikâyet hakkının süresinde kullanılıp kullanılmadığını resen incelemek zorundadır.

ÇekK.’nun 5. maddesine göre bu suçun kavuşturmasında görevli mahkeme icra mahkemesi iken yetkili mahkeme çekin tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edildiği yer mahkemesi, çek hesabının açıldığı bankanın bulunduğu yer mahkemesi, hesap sahibinin yerleşim yeri mahkemesi veya şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Söz konusu suç nedeniyle ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır (ÇekK m. 5/10).

Çekle ilgili olarak karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu şikâyete bağlı bir suç niteliğindedir. Bu suçla ilgili yargılama yapılabilmesi için adli soruşturma açılması ve iddianame düzenlenmesi gerekmemektedir. Bu yüzden çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan dolayı yapılacak olan yargılamalarda soruşturma aşaması olmayacak ve yargılama hamilin şikâyeti ile doğrudan kovuşturma aşamasından başlayacaktır.

Şikâyet dilekçe ile veya sözlü beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikâyetçinin imzasını alır ve şüpheli konumundaki hesap sahibine ve tanık gösterilmişse tanığa celpname gönderir (İİK m. 349/1). İki taraf da belirlenen gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeye mecburdurlar (İİK m. 349/2). İcra mahkemesi gerektiği takdirde tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir (İİK m. 349/3). Şüpheli başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoluyla sorguya çekilir (İİK m. 349/4).

Şüpheli savunması için tahkikatın genişletilmesini ancak bir kere isteyebilir (İİK m. 351/2).

Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle şikâyet üzerine açılan davada İİK’nın ilgili hükümleri uyarınca yapılan yargılama sonucunda icra mahkemesinin adli para cezası verilmesine karar verdiği hallerde, mahkeme ayrıca ÇekK m. 5 hükmünde sayılan kişiler hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ve yine söz konusu kişilerin ellerinde bulunan çek yapraklarını ilgili bankalara iade etmesine de hükmetmelidir. İcra mahkemesi hakimi adli para cezasına hükmetmesinin öngörüldüğü durumlarda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile çek yapraklarının ilgili bankalara iade edilmesi kararı verip vermeme konusunda takdir hakkına sahip değildir.

Kanun Yolları

İİK m. 353/1 hükmü uyarınca icra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir ve itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. İcra mahkemesinin bu Başta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır (İİK m. 353/2).

Çekin Karşılıksız Çıkması Halinde Uygulanacak Yaptırımların Kaldırılması

  • Etkin Pişmanlık

Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte karşılıksız kalan çek bedelini tamamen öderse mahkeme tarafından; yargılama aşamasında davanın düşmesine, ödeme mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yapılmış ise hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir (ÇekK m. 6/1).

Hükümde bahsedilen ödeme eyleminin kim tarafından kime, nerede ve ne şekilde yapılacağı belirtilmemiştir. Ödemenin; hesap sahibi ya da onun lehine hareket eden üçüncü bir kişi tarafından, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi sonucu hamilin şikâyeti üzerine yargılamayı başlatan yetkili icra mahkemesi vasıtasıyla yapılması gerekir.

Hamilin cebri icra yoluyla başvurma hakkını kullanarak karşılıksız kalan çek bedeli ve temerrüt faizini hesap sahibinden tahsil ettiği hallerde de etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır.

Karşılıksız çeke ilişkin yaptırımların kaldırılması için hesap sahibinin hamile yaptığı ödemeleri gösteren belgeler ile yargılamayı yapan ilgili icra mahkemesine başvurması yeterlidir. Başvurma hakkı kapsamında hamile ödeme yapmış olan cirantanın başvurma hakkını kullanması üzerine ödemede bulunan hesap sahibi hakkında da etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalı ve bu durumda da çekin karşılıksız çıkmasına ilişkin yaptırımlar kaldırılmalıdır.

  • Şikâyetten Vazgeçilmesi

Şikâyetten vazgeçilmesi ile yargılama aşamasında icra mahkemesi tarafından davanın düşmesine, karar kesinleşmiş ise mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasına karar verilir (ÇekK m. 6/2).

Şikâyetten vazgeçilmesi ile kişi hakkındaki çekin karşılıksız kalması halinde uygulanan yaptırımlardan birisi olan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da ortadan kalkar.

  • Kanunda Öngörülen Sürenin Dolması

Çekle ilgili olarak karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet veren ve bu fiili sebebiyle hakkında ceza verilmesine hükmedilen kişi, cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir (ÇekK m. 6/3). Belirtilen sürelerin dolması ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kendiliğinden kalkmaz, yasağın kalkabilmesi için mutlaka icra mahkemesinin bu konuda bir karar vermesi gerekir. Mahkemenin olumlu yönde karar vermesi ile sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kalkacaktır.

Yasağın kaldırılması talebinde bulunan kişinin mahkemenin vereceği karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Bu itiraz bakımından İcra ve İflas Kanunu’nun 353. maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır (ÇekK m. 6/3). Hüküm uyarınca; karara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması halinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir (İİK m. 353/1).